Forum •  Email •  Bize Yazın •  Ziyaretçi Defteri •  Anasayfam Yap •   
 Siteiçi Arama
Sonuçlar 2-3 saniye gecikmeli gelir.
Kullanıcı Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre
Şifrem
Yeni Kayıt
Güncel Haberler
Sevgi üç türlüdür

 
Anasayfa / BİYOGRAFİ / 





Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İbn Rüşd

İbn Rüşd, dinsel inancına bağlı kalmakla birlikte, Al-Gazali gibi salt dinsel inançla yetinmek isteyen bir gizemciye karşı tavır alması, dinsel inancın yanında, düşünceye, felsefi düşünceye açılmak istemesi, onun dramını oluşturur. İslam dünyası, Al Gazali'yi ön plana çıkarırken, İbn Rüşd'ü geri plana itmiştir. Bu demektir ki, İslam dünyası, yalnız inançla yetinmiş, yaşadığı dünyayı düşünsel olarak kavramaya çalışmamıştır.

Aslında İbn Rüşd, dededen babadan gelen bir kadılık mesleğine sahiptir. Yaşadığı dönemde, kadılığı öne çıkar. Bunun yanında, Aristoteles üzerine yaptığı yorumlarla daha sonra Batı dünyasında önem kazanmıştır. Bir yorumcu üzerine yorum yapmak, bizim açımızdan kolay değildir. Ama onun çevirisini sunduğumuz kısa yapıtında, ne tümüyle felsefeye açılmak, ne de dini dogmaları terketmek istediği görülür.

İslam dÜnyası, İran ve Bizans sınırlarına gelince , ister istemez o dünyaların düşünceleriyle de karşılaştı. Arada bir çatışmanın ya da bir alışverişin olması kaçınılmazdı. Zaten ortada çok sayıda filozof yoktur, ama bizce müslümanların Platon ya da Aristoteles ile ilgilenmesinin en önemli nedeni, bu gibi filozofların da kendi düşüncelerini önemli ölçüde dogmalar üzerine kurmuş olmalarıdır. Örneğin Aristoteles'teki Yer ve Gök kavramı, İslam dogmalarıyla bağdaşabilir ölçüdedir.

Bu anlamda hıristiyanlık, Antik düşünceye daha yakındır. Çünkü bu din Latin dünyasında ortaya çıkmıştır. Olaya bu açıdan baktığımızda, müslümanlık felsefeye daha uzak, yalnız inançlarla sınırlanan ve dogmalarla yüklü bir dindir.

Bizce İbn Rüşd'ün İslam dünyasında yadsınmasının-ve kovulmasının-, B atı dünyasında benimsenmesinin en önemli nedeni, hıristiyanlığın kültüre daha çok açık olmasından kaynaklanır.

İbn Rüşd her ne kadar kendi görüşleri için Kur'an'dan ayetler alsa da, gerçekte bu bir uzlaştırmadan -din ile felsefeyi uzlaştırma çabasından- öteye gitmez. İslam dünyasında iki kişiyi -İbn Rüşd ile Al Gazali'yi birer ayrı kutup gibi alacak olursak, birincinin neden her zaman geri plana itildiğini, ikincinin ise neden öne çıkarıldığını anlamak bizim için önemlidir.

İbn Rüşd kendi zamanında da felsefi görüşleri yüzünden benimsenmiyor. Daha sonra il. Mehmet döneminde medreselerde okutulması için İbn Rüşd ile Al Gazali arasında bir seçim yapılmak isteniyor. Ve Al Gazali seçiliyor. Dikkat edilirse, günümüz ilahiyatçıları arasında da hep Al Gazali (Gazali hazretleri) öndedir.

İslam dünyasında bir İbn Sina ve İbn Rüşd korkusu var. Çünkü dinin dışında kurulacak herhangi bir ilgi, bir mümini dinden uzaklaştırabilir. Oysa dinsel inanç, bu dünyada olmasa bile, öte dünyada insanın, insan ruhunun kurtuluşu içindir.

Sadece ruhun ölümlü ya da ölümsüz oluşu üzerine yapılacak bir tartışma, dinsel inancı zayıflatmaya yeter. Eğer ruh, bedenle birlikte varsa ve bedenle birlikte ölecekse, o zaman ölüm sonrası bir yeniden dirilmeye, ikinci bir -sonsuz- yaşama inanmanın ne anlamı kalır?

Ya da evrenin bir başlangıcı varsa, bir sonu da olabilir gibi bir tartışma da, dinsel inançların önemini ortadan kaldırabilir. Oysa tüm sultanların kendi toplumları üzerindeki egemenlikleri, Tanrı'nın insanlar üzerindeki egemenliği ile özdeşleştirilmiştir.  Birinden kopma, diğerinin de sonunu getirebilir. Bu açıdan dinin ideolojik önemi büyüktür. Felsefi bir yorum, bütün bunları bize açıklayabilir. Daha sonra göreceğimiz gibi İbn Rüşd, İslam inancına aykırı bir görüş ileri sürmez. Onun tüm çalışması, dinin yanında felsefi bir düşünceye de yer verilmesidir. İnanca evet, ama bunun yanında insan düşünceyle de Tanrı'ya varabilir. Gerçekte İbn Rüşd, kendini Tanrı saplantısından kurtarmış değildir. Diğer bir deyişle, o feodal dünyayı, bir toplum içindeki basamaklı yapıyı, halkın devlet karşısındaki, kadının erkek karşısındaki zayıflığını benimsemiştir.

Yanıtını daha sonra vermek üzere bir soru daha soralım. Eğer İbn Rüşd İslam dünyasında benimsenseydi, medreselerde okutulsaydı, bu dünyadan bir felsefe ortaya çıkar mıydı?


Bu konuda iyimser olanlar var, ama biz değiliz.

Bu yazı 1953 defa okundu.



Bu Kategorideki Diğer Başlıklar
 - Yunus Emre
 - Neyzen Tevfik, (Tevfik Kolaylı) - Hayatı
 - NASREDDIN HOCA
 
MAKALELER
KİŞİLİK
EĞİTİM
İLETİŞİM
HİPNOZ
PSİKOLOJİ
BAŞARI
BAŞARI ÖYKÜLERİ
HAFIZA
KARİYER
AKTİF ÖĞRENME
İMAJ
BEDEN DİLİ
HAYATA DAİR
YAŞAM
MİZAH
ŞİİR
GELİŞTİREN SÖZLER
KİTAP ÖZETLERİ
BİYOGRAFİ
SAĞLIK
BEBEK - ÇOCUK
BİLGİ


Yeni Eklenenler
İbn Rüşd
Ceza Korkusu ile Doğru Yapan Çocuk Doğru Çocuk mudur?
Televizyonsuz Ev
Hakikat Nedir? Gerçek Nedir?
ÖZ'ÜN TERCÜMANI SÖZ
BAŞKALARININ DERDİYLE DERDLENMEK
PSİKOLOJİ ve TASAVVUF
Başarının Sırrı
Zafer Azimlilere Aittir
Psikoloji nedir? Psikolojik hastalıklar nelerdir? Psikolojik hastalıklar nasıl tedavi edilir?
Kurum İçi İletişimin Önemi
Çiftler, evliliğin ilk yıllarında hangi hataları yapıyor?
İyi Ol, Sağlıklı Ol
Yunus Emre
ASMA YAPRAĞI


Döviz Bilgileri
(Doviz)
Alış
Satış

Dolar:
3.3965
3.4026
Euro:
4.0796
4.0869
Güncelle

   
Website Security Test Toplu Mail Gönderimi